Gönderen Konu: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ  (Okunma sayısı 7350 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Melis

  • Süper aktif üye
  • *
  • İleti: 458
  • Puan -60
HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« : 25 Mayıs 2011, 23:09:02 »
HAZRETİ MEVLANA'NIN DİLİNDEN iMAM ALİ(AS)
(Her Şii okumalı ve İmam Ali sevgisi nasıl anlatılmış görmeli. Özellikle kendini birşey zannedip HZ Mevlana eleştirmeye çalışanlar)

NAT-I ALİ

O açıklayıcı imam, o tanri velisi safa ehlinin vücut güneşidir.
Yerde, gökte, makânda, zaman da Hakla duran o imamın zati,
iç ve dış temizliğiyle Vasıflamak vaciptir.
Çünkü küfürden,ikiyüzlülükten kurtulmuştur, temizdir...
Onun konağı birlik âlemidir.

Dünyevi ve beşeri sıfatlardan dışarıdır. o, insanın hakikati ve canı gibiydi. Her şey fanidir, fakat
can yaşar, ölmez. Onun hareketi kendinden diri olan ezeli
varlıktandır. Beka çevresinde döner dolaşır, yaratıkları yarata
nın zati gibi o bakidir. Hakkın yüksek sıfatları Ali'nin vasfıdır.
Hakkın sıfatları zaten ayrı değildir. O, Tanrının yapışmış ol
muştur. Hani duyduğun lâhûtun o gizli hazinesi yokmu; işte
odur.

Çünkü o, haktan hakla görünmüştür. O hazinenin nakdi,
tükenmez ilimdi. İşte o ilimden maksût, yüce Ali'dir. Hakkın
hikmetini ondan başka kimse bilemez. Zira o hakimdir, her-
şeyin bilginidir.

İbtidasız evvel o idi, sonsuz ahirde odur. Peygamberlere
yardım eden o idi, velilerin gören gözü de hakikatten odur.
Yüzünün nurlu pırıltısı, kendi ziyasından bir güneş yarattı. O,
hak iledir; hak ondan görünür. Hakka ki, o hak ile ebedidir.
Âdem'in toprağı onun nurundan idi. O sebeple meleklerin tacı
oldu; Allah'ın isimlerini ondan belirledi.

O temiz ve yüce
imamın ilmi sayesinde, Âdem herşeyi anladı. O nur tek olan
yaradanın nuru olduğu içindir ki, melekût onun huzurunda secde
ettiler. Evet, muhakkak ki, Âdem, o imamın nuru ile bütün ilahi
isimleri bildi...

Şit, kendinde Ali'nin nurunu gördü ve yüksek alemi öğrendi.

Nuh, kendinde yüksek menzile ulaştırıncaya kadar, istediğini hep
ondan buldu. Gene ondandır ki kurtuluşa eren Nuh, dehir de
gayret tufanını buldu da beladan kurtulmuş oldu.

Halil Peygamber,
dostlukla onu andı da, ateş ona al lale oldu Nemrud'un ateşi, o
Allah'ın dostuna hep gül, nesrin, lale oldu. Gene o idi ki, keyfiyle
kendi koyununu İsmail'e kurban etti.

Yûsuf, kuyuda onu andı da
o saltanat mülkünü süsleyen tahtı buldu. Yakup onun önünde
bir çok inledi de Yûsuf'un kokusunu alıp gözleri açıldı.
 İmran'ın
oğlu Mûsa, onun nurunu gördü de uzun geceler hayran kaldı.
Kırk gece kendinden geçti; kavuşma ve görüşme zevkine daldı.
Sonra dediki: Yarabbi! Bana bu lütuftan bir âlâmet ver
Hak ona iste sana Yed-i Beyza (Nurlu el) 'i verdim; dedi.
Gene Ali'nin vergisidir ki, Meryem'e arkadas oldu da Isa
vücuda geldi...

O seriatte ilim sehrinin kapisidir. Hakikatte ise iki cihanin
beyidir. Iki cihanin sultani Muhammet, hakka yakinlik gece-
sinde, Allah'a kavusmanin harem yerinde onun sirrini gördü.
Ali'nin nutkunu, Ali'den dinledi. Ali ile birlesilen o yerde
Ali'den baskasi bulunmaz.

Allah yolunda gidenler isteyicidirler; Ali istenilendir. Söyle-
yenler söylerler, susarlar. O susmaz söyler. Ebedi ilim,
onun gögsünde parlayip görüldü. Vahyolunanlarin sirlarini,
o hakikat olarak bildi ve bildirdi. Ümmetine haykirdi:
- Allah yolunda Ali, sizin kilavuzunnuzdur.

Allah'a içi dogru olanlar yüzlerini ona çevirmislerdir. Zira o
sahtir, dogru yolu gösterendir, efendidir...
O bütün peygamberlerin sırrında idi. Cenabı Mustafa:
- Benimle açıkça beraber bulundu dedi.
Dinde evvel, ahir o idi. Allah ile içli dışlı idi...
Iste bunlari söyledim ki, bu yüksek mananin nüktesini ög-
rensin de yüksek velayete ersin. Sence apaçık bilinsinki,
hakkiyle yüce olan odur.

Ey efendi! Benimle bosuna kavga etme bu böyledir. Hakikat
budur ki, hepimiz zerreyiz, günes odur. Biz hepimiz damla-
yiz, deniz odur.

Cihan var oldukça Ali var olur
Cihan var olurken de Ali vardi.

Cihanin temeli suret buluncaya kadar var olan Ali idi. Yer
resmedilinceye, zaman husule gelinceye kadar var olan Ali
'idi. Veli, vasiy olan? ah Ali, cömertliğin, keremin, bagisin
Sultani Ali idi.

Ali'den ötürü melekler Ademe secde ettiler. Adem bir kible gibi
idi, secde olunan Ali idi., Adem de, Sit de, Eyyub da, Idris de,
Yusuf da, Yunus da, Hud da, Musa da, Isa da, Ilyas da, Salih
peygamber de, Davud da Ali idi.

Nefsin tamamindan ötürü cihan sofrasi üzerinde elini bulastir-
mayan kahraman aslan Ali idi. Kur'an'in yer yer, ayetlerinde
Tanri'nin ismetini vasf ile övdügü Kur'an sirlarinin kasifi Ali idi.Kapisinin topragi kadir ve kiymette Arsin semasindan daha
ileri geçen, o durmadan hakka secde eden arif Ali idi. Islamin
yolunda is düzelmedikçe, durup dinlenmeyen o serefli, vekar-
li Sah Ali idi. Hayber kalesinin kapisini bir hamlede koparip
açan o kalalar fatihi Ali idi.

Afaka her bakisimda gördümki, yakin yüzünden her varlikta var
olan Ali idi. Bu küfür olmaz, küfrolan bu söz degildir.

Cihan var oldukça Ali var olur,
cihan var olurken de Ali vardi.
Tebriz'in Sems-ül Hakki cihanin gizli ve açik sirlarindan her ne
gösterdinse hepside Ali idi.

MEVLANA CELALETTİNİ RUMİ/NAAT-I ALİ
« Son Düzenleme: 26 Mayıs 2011, 07:51:20 Gönderen: Serkan A. »

Çevrimdışı Ab-ı Hayat

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 50
  • Puan 3
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: HZ.Mewlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #1 : 25 Mayıs 2011, 23:20:54 »
Sadece şii değil Sünni kardeşlerimizde okumalı Yada vahabi tüm mümin kardeşlerimiz okumalı..
ONUNCU KÖYÜ ARIYORUM

Çevrimdışı Melis

  • Süper aktif üye
  • *
  • İleti: 458
  • Puan -60
Ynt: HZ.Mewlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #2 : 25 Mayıs 2011, 23:23:14 »
Sadece şii değil Sünni kardeşlerimizde okumalı Yada vahabi tüm mümin kardeşlerimiz okumalı..

Çevrimdışı Ab-ı Hayat

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 50
  • Puan 3
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: HZ.Mewlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #3 : 25 Mayıs 2011, 23:31:14 »
Melis abla birde birşey sormak istiyorum. Bin kez tövbe etsende gel diyor mevlena Ama kur-an'ı kerimde tövbe ettikten sonra tekrar günah işleyenin katımızda kabul edilecek tövbesi yoktur buyuruyor. Şimdi kime uyalım ?
ONUNCU KÖYÜ ARIYORUM

Çevrimdışı Ab-ı Hayat

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 50
  • Puan 3
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: HZ.Mewlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #4 : 26 Mayıs 2011, 00:55:52 »
Sen cevap vermedin ama ben cevap vereyim abla.. İmam alinin reklamına ihtiyacımız yok İsmi bile yeter.! İmam ali.. Yani hazreti Hüseyinin babası yani eşi olmayan kılıcın sahibi.. İsmini duyduklarında tükrükleri boğazında düğümlenen kafirlere sor sen imam ali kim diye ? Mevlanaya değil.. Sen kime kılıç çekmiş diye sor bence.. Mevlana yada bektaşi veliye  değil.. İmam aliyi şemsi tebriziye evlatlığını nikahlayan mevlanaya değil yada post üzerinde ahkam kesen bektaşiye değil kafirlere sor İmam ali kim diye..Hendek günü; Bugün imanın tamamı küfrün tamamının karşına çıktı diyen ResulAllah'a sor imam aliyi.. Ama bize demeki Bakın hz(!) Mevlana böyle diyor imam ali hakkında.. Biz imam aliyi bilmesek burda işimiz ne ?..
« Son Düzenleme: 26 Mayıs 2011, 18:39:29 Gönderen: Qom_u_aşk »
ONUNCU KÖYÜ ARIYORUM

Çevrimdışı Qom u aşk

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 12.227
  • Puan 172
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #5 : 26 Mayıs 2011, 09:52:44 »
"Ama kur-an'ı kerimde tövbe ettikten sonra tekrar günah işleyenin katımızda kabul edilecek tövbesi yoktur buyuruyor."

hangi ayette?

kişi evlatlığını başkasına, hocasına, nikahlayamaz mı?
« Son Düzenleme: 26 Mayıs 2011, 09:53:25 Gönderen: Qom_u_aşk »
"SEN HER ZAMAN ZAYIF OLANDAN TARAFA OL, ÇÜNKÜ HAK ONUNLADIR" İmam Ali a.s.

Çevrimdışı Murtazaali

  • Murtazaali
  • Admin
  • *
  • İleti: 9.078
  • Puan 386
  • Cinsiyet: Bay
  • Akıllı dostla arkadaşlık yapmak, ruhun hayatıdır.
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #6 : 26 Mayıs 2011, 10:25:25 »
Alıntı
Gene Ali'nin vergisidir ki, Meryem'e arkadas oldu da Isa
vücuda geldi...
   Bu sözleri her okuduğumda en çok kafama takılan söz bu satır olur. Acaba burada anlatılmak istenen nedir?

Çevrimdışı Melis

  • Süper aktif üye
  • *
  • İleti: 458
  • Puan -60
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #7 : 26 Mayıs 2011, 13:15:07 »
Ben İmam Aliyi  Hz mevlanadan öğren demedim ki. Onu beğenmeyen bazıları okusunda ondaki Hz. Ali sevgisini görsün demek istedim Ab-ı hayat!

Senin amacın kusur aramak olduktan sonra, Hz. Ali övgüsünde bile kusur bulursun!

Musavi

  • Ziyaretçi
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #8 : 26 Mayıs 2011, 13:30:00 »
GUZEL ama gulata gidebilicek yerler var.

Çevrimdışı Qom u aşk

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 12.227
  • Puan 172
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #9 : 26 Mayıs 2011, 14:07:46 »
  Bu sözleri her okuduğumda en çok kafama takılan söz bu satır olur. Acaba burada anlatılmak istenen nedir?

biz biliyoruz ki bu eski ümmet ve peygamberlerin olaylarında etken fail olarak (bir tür varlık), geçen Ali a.s'ın bedeni değil ruhu diyebileceğimiz nurudur. ve biz şu hadisi de biliyoruz: Peygamber s.a.a. buyurdu:

Ben ve Ali a.s.'ın nuru bitişiktik ve ilk yaratılan varlık bizim nurumuz idi. buradan çıkan ibtida(i)siz evvel anlamıdır: başı olmayan ilk. yani bir şeyin ilk ve sonra olabilmesi diğer bir şeye oranladır. yani sonra olan bir şey olmasa ilk de olmaz. Allah başlangıcı olmayan idi. bir varlık üstü idi. dolayısıyla onun varlığı ile Muhammed s.a.a. ve Ali a.s.'ın nuru başlangıcı olmayan ilk diye bilinemez. (çünkü kıyas benzer şeyler ve zıtlıklar arasında caizdir) ancak başka bir varlık olacak ki ona kıyasla onun ilk mi sonradan mı olduğu bilinebilsin. böylece (başka kıyaslanacak bir varlık olmadığından) Ali a.s.'ın nuru başlangıcı olmayan ilktir. (Allah-u A'lem)

diğer soruya gelince. hadisin devamında der ki:

bizim bitişik haldeki nurumuz tertemiz kaplardan Peygamberlerin ve masumların bedenlerinde (zürriyetlerinde) saklandı ve ve ta Abdulmuttalibe kadar. Abdulmuttalibde bu nur ikiye ayrıldı biri Abdullaha, diğeri Ebu Talibe geçti Ebu talibden Ali, Abdullahtan ben dünyaya geldim.

diyor hadiste. sonrasında ise Peygamber s.a.a.ten kızı Kevser Fatımaya s.a. geçen bu nur Ebu Talip'ten Ali'ye geçen nurla, bu ikisinin evlenmesiyle birleşiyor ve 11 imam burdan meydana gelerek devam ediyor. yine başka bir hadiste ise:

"kıyametin kopmasına yakın dünyada iki kişi kalsa bunlardan biri mutlaka huccet Yani İmamı Zaman a.f. Muntazarul Mehdi olurdu"

buyruluyor. yani son varlık da dünyadan göçecek olan Muhammed s.a.a ile Ali a.s.'ın bitişik haldeki nuru olan Mehdi a.f. bedenindeki nur olacaktır. böylece Allah baştaki mükemmellikle bu aleme sondaki nurla ve de dünyaya hakim kıldığı bu nurla nihayet verecektir.

bu iki zaman (yani bitişik halde baştaki ilk nur ile son nur arasındaki zaman) daha değişik bir deyişte tüm zamanlarda varlıklara iyilik bu nurla bahşedildi. dünyada bir çok halikulade (olağanüstü) olay bu nurun direk müdahalesi ya da dolaylı müdahalesiyle oldu. Örneğin bu nur İbrahim a.s.'a direk müdahalede bulundu onu yönlendirdi. Çünkü nur, onun bedeninde emanetti. diğer bedenlerdeki nurun Peygamber s.a.a. ve Ali a.s.'da olduğu gibi tam mükemmel icraat bulmaması, ışıkla ayna teşbihiyle anlaşılabilir ki bu farklı bir konudur.

bu açıklamadan sonra; Meryem s.a. yiyeceğini mabedde olan yoksullara veriyor kendisi aç kalıyordu. ve ona Allah cennetten rızıklar verdi. Ayete göre; Zekeriyya'nın a.s. : "bu yiyecekler nerden geliyor" sorusuna Meryem s.a.: "bunlar Allah katındandır" cevabını veriyor. katındandır dediği işte bu nur aracılıyıyla idi. ki İsa a.s. bu mübarek yiyeceklerden babasız olarak vuku buldu (oluştu) Mukaddes mutahhar hz. Meryem s.a.'nın pak bedeninde...
« Son Düzenleme: 28 Mayıs 2011, 19:01:11 Gönderen: Qom_u_aşk »
"SEN HER ZAMAN ZAYIF OLANDAN TARAFA OL, ÇÜNKÜ HAK ONUNLADIR" İmam Ali a.s.

Çevrimdışı hatt-ı imam

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 840
  • Puan 161
  • Ay değil güneş bile sendeki nura hayran.
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #10 : 26 Mayıs 2011, 14:16:08 »
"böylece Ali a.s.'ın nuru başlangıcı olmayan ilktir"

hocam başlangıcı olmayandan kastınız nedir?
KIYAMI UNUTTUK YA RAB! NAMAZI BATIL EYLEDİK.

Çevrimdışı Qom u aşk

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 12.227
  • Puan 172
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #11 : 26 Mayıs 2011, 18:29:30 »
"İbtidasız evvel o idi, sonsuz ahirde odur. Peygamberlere
yardım eden o idi, velilerin gören gözü de hakikatten odur... "


burda kastedileni açıklamaya çalıştım...
"SEN HER ZAMAN ZAYIF OLANDAN TARAFA OL, ÇÜNKÜ HAK ONUNLADIR" İmam Ali a.s.

Çevrimdışı hatt-ı imam

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 840
  • Puan 161
  • Ay değil güneş bile sendeki nura hayran.
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #12 : 27 Mayıs 2011, 11:43:32 »
daha çok açıklamanı istiyorum hocam. biz sizin seviyenizde değiliz. bizim anlayacağımız dilden açıklarsanız sevinirim.
KIYAMI UNUTTUK YA RAB! NAMAZI BATIL EYLEDİK.

Çevrimdışı Qom u aşk

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 12.227
  • Puan 172
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #13 : 28 Mayıs 2011, 20:19:45 »
"Ben ve Ali a.s.'ın nuru bitişiktik ve ilk yaratılan varlık bizim nurumuz idi. buradan çıkan ibtidaisiz evvel anlamıdır: başı olmayan ilk. yani bir şeyin ilk ve sonra olabilmesi diğer bir şeye oranladır. yani sonra olan bir şey olmasa ilk de olmaz. Allah başlangıcı olmayan idi. bir varlık üstü idi. dolayısıyla onun varlığı ile Muhammed s.a.a. ve Ali a.s.'ın nuru başlangıcı olmayan ilk diye bilinemez. (çünkü kıyas benzer şeyler ve zıtlıklar arasında caizdir) ancak başka bir varlık olacak ki ona kıyasla onun ilk mi sonradan mı olduğu bilinebilsin. böylece (başka kıyaslanacak bir varlık olmadığından) Ali a.s.'ın nuru başlangıcı olmayan ilktir. (Allah-u A'lem)"

Allahu A'lem demek Allah daha iyi bilir en iyisini bilir demektir. bu deyiş, insanın emin olmadığı yerlerde kullanıldığı gibi insan zihninin kavrayamayacağı alanlarda da kullanılır. ben burdaki kelimeyi bu ikinci anlamda kullanıyorum.. biz bu konuyu tam olarak kavrayamayız.

bu kavrayamayış, çelişki ve Ehlibeyt mektebi öğretilerinin akla muhalif düşmesinden değil aklın çalışma ölçüleri ve kapasitesinden aşmasındandır. yani akıl ötesidir. akla aykırı olmak başka akıl ötesi olmak başka. eğer akla aykırı olsa mektebimize ait bir yanlışlık gibi dursa o zaman bunu örtmek için diğer ekollerin sıkça yaptıkları gibi bu konularda soru sormak yasaktır bu konular anlaşılamaz böylece inanmak gerekir der ve konuyu konuşup analiz etmeyi kapatırdık..

kaldı ki bu konu yani ilk (yaratılan) varlık ya da varlığın ezeliliği konusu ve burdaki yazı mektebimizin inanç esaslarından değildir. Bildiğim kadarıyla Mevlana'nın na't (övgü vasıflandırma)ıdır. Bu konuda Ehlibeyt kaynaklarında yer yer benzer rivayetler olsa da ben İmamlarımızdan böyle net bir hadis görmüş değilim.. kişi inanır ya da reddeder bunda tamamen serbesttir. aklının alıp izahını yapabileceği konu ise kabullenir yok eğer Allah'ın Tevhid vasfına aykırı açıklamalara çıkıyorsa bunu reddeder. bu tamamen izah ve anlama yönü ve biçimiyle ilgili bir alan ya da konu.


bizim açıklamalarımız bir alime ait değildir. kendi anladıklarımız olup kendimizi bağlar mektebi değil. yine bu açıklamaları böyle bir nat-ı Ali (a.s.) metnindeki ilgili cümlelerin sahih olmasına bağlıdır. yani bu metni gerçekten Mevlana söyledi (ya da benzer ifadeler hutbetul beyan'da da var.) ise.

yukarda yazdığımız açıklamayı (tevili) daha da açacak olursak:

diyor ki "başlangıcı olmayan ilk"

bi kere bu vasfın Allah'a ait ve sadece ona ait olduğu tüm tevhid ehli (ki bunların başında Ehlibeyt mektebi gelmektedir) ittifak halindedir. hiç kimse ezeli vasfını Allah'tan başkasında görmez. en azından Allah'ın ezeli olması ile çelişecek şekilde başkasında görmez. akıl şunu teslim eder ki ilk tek olmalıdır. eğer iki ilk varsa bu iki ilk başkalarına yani üçüncü ve daha sonra olanlara oranla ilktirler. oysa bu ikisinin arasında da ilklik sıralaması vardır. eğer bunların ikisi de ilktir dense bu muhal olur. yani imkansız. yani anlaşılmaz yani aklın çalışma ölçülerine zıt olup böyle bir şey düşünülemez.  bu açılardan önce ibtidasız ilk Allah olduğu hususunda hiç kimsenin bir şek ve şüphesi yoktur ve olamaz en azından tevhid ehli Ehlibeyt mektebi bu konuda her türlü zorlu sınavları geçmiş ve tam bir tevhid inancına sahip olmuştur bunu her platformda kanıtlamıştır. (örneğin ruyetullah konusu bunlardan biridir.)

burdaki başı olmayan ilk vasfının Ali a.s.'ın Muhammed s.a.a. ile bitişik haldeki nuru olduğu hususunu açıklamaya gelince...

biz diyoruz ki bir şeyi anlamak tamamen kıyasla sabittir. insan zihninin anlama çalışmalarının tümü aslında bir kıyas faaliyetinden ibarettir. yani insan varlıkların tamamını birbirlerine kıyaslayarak anlar vasıflandırır. örneğin çocuk önce dokunma duyusunu kullanır. ve bu yolla cisimlerin sertliklerini sıcaklıklarını büyüklüklerini birbirlerine kıyaslayarak tanır. böylece insanın ilk algı şekilleri oluşarak zihinde depolanır ve insan bunlara adlar koyar: büyük, küçük, sert, soğuk, sıcak...

dikkat edilirse tüm bu vasıflamalarda bir ad yoktur. ve bunların tamamı birbirlerine kıyasla ortaya çıkar. eğer iki cisim olmasa çocuk ve bunların büyüklükleri ve küçüklükleri farklı olmasa çocuk/insan türü asla büyük küçük kavramına sahip olamaz. büyük ve küçük kavramlarında aslında birbirine zıtlıklar vardır. benzerlikle zıtlık aynı şeyleri ifade eder. yani benzer cisimlerde de aslında zıtlıklar vardır. en azından aynı boyutlarda seyreden varlıkların benzer ya da zıt olduklarını anlayabiliriz. iki cisim benzerdir dediğimizde aslında bu iki cisimde de zıtlıklar görmemiz gerekir ki bu iki cisim farklıdır diyebilelim. örneğin benzer iki elmayı alalım. bunların iki farklı cisim olması içerdiği zıtlıklar sayesindedir. yoksa tek cisim olurdu. örneğin birinin zatının diğerinden farklı onun dışında ondan farklı oluşu bu zıtlıklardan bazılarıdır. yani birinci elma ile ikinci elmanın benzer yönleri vardır ikisinin de adı elmadır ama ikisi de farklı elmadır farklı hücrelere zatlara farklı yerlerde yer tutmalara sahiptirler. ki bunlar da zıtlıklardır. birinci elma ikinci elmanın kapladığı yeri kaplamaz birinci elma ikincisinin yanında olmak zorundadır bu bakımdan birinin olduğu yerde (aynı anda) diğeri yok olması sebebiyle birbirlerine zıtlık ifade ederler.

bunlar bizim kıyaslayarak öğrenmemizi anlamamızı sağlayan örneklerdir. elma ile armutu kıyasladığımızda elma ile kıyaslamamızdan daha çok zıtlıklar çıkacaktır. bu zıtlıklar elma ile ateşin kıyaslanmasında çok daha fazla olacaktır. soyut bir kavram olan korku ile kıyasladığımızda bu uçurum o kadar çok olacak ki ne alaka bunları niye kıyaslıyorsun ki bunlar birbirlerine benzer mi ki cevabını duyarız.

bu itiraz işte korku dediğimizde elmayı anlamanın imkansız olmasından kaynaklanmaktadır. hiç yeşil elma görmemiş birine kırmızı elmayı örnek vererek yani ona kıyaslayarak anlatmanız kolaydır. dersiniz: işte aynı bildiğin kırmızı elma gibi sapı var yuvarlak kabuğu var ama tek farkı (zıtlığı) rengi. kırmızı elmayı düşün bir de yeşil eriği işte o yeşil eriğin büyüğünü dşün öyle bir şey diyerek bunu anlatır ve onun anlamasını sağlarsınız. hiç armut görmemiş birine de bildiği elma örneğin kullanarak tanıtım yapabilir onun kıyas ve zıtlıkları kullanarak armudu hayallemesini sağlayabilirsiniz. ateşi tanıtmaya kalksanız hiç görmeyen birisine, bildiği elma örneğini kullanarak anlatmanız biraz daha zor olabilir ama ateşe yakın bildiği başka cisim yoksa ve en yakın elma varsa bildiği napacaksınız mecburen ateşi tanıtmak için elmayı kullanacak, bu iki cismin benzer ve zıt yönlerini kıyaslayarak tantımınızı yapacaksınız..

şimdi bu açıklamalardan sonra ilk varlık olan Ali a.s.'ın nuru ile Allah'ı kıyaslamanız, bu ikisinin birbirine zıt veya benzer yönleri ortaya koymanız için bu ikisinin birbirinen benzeşir olması gerekir. oysa biz kesin biliyoruz ki Allah hiç bir varlığa benzemez. onun zıttı hiç bir şey yoktur. zıtlık ve benzerlik, birbirine yakın bibiriyle ortak noktaları olan varlıklar için geçerlidir. Oysa Allah'ın hiç bir varlıkla ne benzerliği ne zıtlığı vardır. o her türlü benzetme ve zıtlıktan münezzeh çok yüce bir varlıktır.

dolayısıyla Ali a.s.'ın nuru ilk nurdur başlangıcı yoktur dendiğinde bunun Allah'ın ilk ve başlangıcı olmamasıyla alakası yoktur bu iki varlık benzer ya da zıt değillerdir ki kıyaslanabilsinler.. Allah'ı başka varlıklarla kıyaslamak caiz değildir. O bundan çok yücedir.

sonsuz ve başlangıcı olmamak, benim asla kavrayamadığım aklımın almadığı kavramlardır. biri eğer sonsuzluğu aklıyla kavrayabiliyora bana söylesin. ben düşünüyorum sonsuzluk nasıl olur zaman şurda son desek ondan sonraki zamanlar da düşünülebilir e o zaman sonsuzluk nedir son nedir bunlar tamamen belirsizleşmektedir.

başlangıç bakımdan sonsuzluğa sahip olmayı biz kavrayamazken başı olmayan ilk diye nitelenen Ali a.s.'ın Peygamberimiz s.a.a. ile bitişik ve tek haldeki nurunun başı olmayan ilk oluşunu nasıl kavrayacağız? ben kavrayamıyorum varsa anlayan bana anlatsın. Allah'ın ezeli olmasını da kavrayamıyorum. bakın inkar ediyorum kabul etmiyorum aklıma zıt görüyorum şeklinde değil kastım. kavrayamıyorum. çünkü benim aklım bunu kavrayacak şekilde dizayn edilmemiştir. Allah dilerse bunu kavrarım ama şimdilik bu mümkün değil. yüz kilo tartan bir tartıya bir ton yükleseniz bu onu tartamaz.. şimdi bu bir tonluk ağırlığı tartı tartamıyor diye ağır değildir mi diyeceğiz.. işte akıl da öyle sonsuzluğu kavrayamaz ama böyle bir şeye inanır.

başlangıcı olmayan ilk nur, Allah ile kıyaslanmayacağından, onunla kıyalanmak Allah'ın tevhid vasfına muhalefet olacağından bu asla Allah'ın ezeliliğiyle anlaşılmaz. anlamaya çalışmamalıyız. anlayamadığımız iki olgu (varlık olduğunu bile bilmiyoruz bu ezeliliğin) arasında zıtlık olduğunu birinin diğerinin ilkliğini iptal ettiğini asla söyleyemeyiz.

başlangıcı olmayan ilk nur'u ancak tüm varlıkları ilk olan diğerleri için kıyaslayabiliriz. çünkü bunlar benzerdir.

mesela şu soruları sormak konuyu daha iyi anlamamızı sağlaycaktır. var olan neredeyse her şey başka varlıkların dönüşüm halidir. başka şeyler kullanılarak var edilmişlerdir. mesela insanın bedeni doğadaki topraktan veya cisimlerden onlar da başka şeylerden dönüşerek oluşmuştur. böylece ilk varlığa kadar gidilir. işte bu ilke gittiğinizde öyle bir varlığa inanmalısınız ki onun var edilmesi için başka varlık kullanılmayacak, başka varlığa muhtaç olunmayacak. yoksa eğer o varlığın var edilmesi için başka varlık kullanlacak olsa bu kez onun da varlığının ilkliğini araştırmak gerekecek böylece kısır döngüye düşmüş olacağız.

işte bu noktada Peygamberimiz s.a.a.'in Ali a.s'ın nuru ile bitişik halindeki nur başka bir varlıktan neş'et etmeyen var edilmesi için başka varlığın kullanılmadığı bu anlamda ilki olmayan varlıktır. yani başlangıcı olmayan ilk varlık. ilk yaratılandır. ya da yoktan var edilendir..  Zaten dikkat edilirse Mevlana sonraki cümlelerinde yaratılışı kabul ederek bu cümleyi daha da açıklamış oluyor:

"Yüzünün nurlu pırıltısı, kendi ziyasından bir güneş yarattı."

yaratılan varlığın, var edicisinin ezeli oluşuyla çelişmesi imkansızdır.. Mevlana'nın böyle bir anlamı ifade ettiğini iddia edebilmek bu metne göre hele hele bu yarattı ibaresi varken mümkün değildir...
"SEN HER ZAMAN ZAYIF OLANDAN TARAFA OL, ÇÜNKÜ HAK ONUNLADIR" İmam Ali a.s.

Çevrimdışı hatt-ı imam

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 840
  • Puan 161
  • Ay değil güneş bile sendeki nura hayran.
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #14 : 28 Mayıs 2011, 20:42:49 »
yukarıdaki açıklamalarınız için teşekkürler. yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için sormuştum.

"yaratılan varlığın, var edicisinin ezeli oluşuyla çelişmesi imkansızdır." bu cümleniz yeterli idi aslında ama zahmet edip epey yazmışsınız.

bir de

"bu iki zaman (yani bitişik halde baştaki ilk nur ile son nur arasındaki zaman) daha değişik bir deyişte tüm zamanlarda varlıklara iyilik bu nurla bahşedildi. dünyada bir çok halikulade (olağanüstü) olay bu nurun direk müdahalesi ya da dolaylı müdahalesiyle oldu."

cümlenizi açıklarmısınız?
KIYAMI UNUTTUK YA RAB! NAMAZI BATIL EYLEDİK.

Çevrimdışı Qom u aşk

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 12.227
  • Puan 172
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #15 : 28 Mayıs 2011, 21:24:39 »
bunu burda hz. Meryem s.a.'ya mabedde cennetten gelen yiyecekler için kullandım. onlar kendiliğinden ya da rüzgarla geliyor değillerdi. getiren biri var idi.. evet Allah katındandı ama Allah görülmeyen aracılarla onu gönderdi. görünmeyen aracıları biz dünya kalıplarına hapsolunmuş zihinler göremiyoruz. oysa ki bunların melekler ya da melekler gibi iş gören diğer varlıklar aracılığıyla taşındığını biliyoruz. Allah varlıklar alemine direkt müdahale edebildiği gibi aracılarla da müdahale etmektedir.

Mevlana na't-ı Ali (a.s.)da bu olayı cennetten o yiyecekleri Hz. Meryem'e getiren a.s.'ın nuru idi diyor. tabi bu benim anladığım.. ve İsa a.s. babadan gelen bir etki ile değil bu yiyeceklerle var oldu. Cennetten gelen bu yiyecekler Hz. Meryem'in pak vücudunda İsa a.s.'ı oluşturdu.

bunun Kur'an'dan delili de vardır ki böylece olay Mevlana şayet bizim dediğimiz anlamı kastettiyse böylece bu anlam Kur'an'la da uyum içinde ve onaylanmış oluyor ki şöyledir.

Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. Al-i İmran 59.


adem a.s. da babasız yaratıldı. cennette yaratıldı. cennet toprağından yaratıldı. İsa a.s. da Meryem s.a.'ya cennetten gelen meyvelerden Meryem s.a.'nın pak vücudunda meydana geldi (yaratıldı). böylece her ikisi de cennet toprağından yaratılmış olmaktadır..

burda başı olmayan sonsuz nur (Peygamberimiz s.a.a. ile Ali a.s.'ın bitişik haldeki nurları) tüm zamanlar boyunca dünyada Allah'ın izniyle O'nun muradı yerine gelsin sebepler dünyasında halkolunsun diye tasarrufta bulunmaktadırlar. ki bu hadislerde de Na'tı Ali (a.s.)da da geçmektedir. Meleklerin dünya/tabiat işlerini yapmaları ile Nur'u Muhammedi'nin iş yapması anlaşılması zor işlerden değildir.. ve bunların Muhammed s.a.a. ve Ali a.s.'ın, Allah'ın sıfatlarını ihlal şeklinde anlaşılmalarıyla alakası yoktur. Meleklerin bizim gibi mekan ve zamanla kayıtlı/sınırlı olmamalarına inanmamız onları Allah'a eş koşmamız ya da Allah'ın sıfatılarını onlarda görmemiz anlamına mı gelmekte, tabi ki hayır.. bu da onun gibi...
"SEN HER ZAMAN ZAYIF OLANDAN TARAFA OL, ÇÜNKÜ HAK ONUNLADIR" İmam Ali a.s.

Çevrimdışı hatt-ı imam

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 840
  • Puan 161
  • Ay değil güneş bile sendeki nura hayran.
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #16 : 29 Mayıs 2011, 10:16:04 »
Allah razı olsun hocam. ben sadece söylediklerini tam açıklamanı istemiştim ki yanlış anlaşılmasın. yoksa alemlere rahmet olarak yaratılan nurun Allah'ın izni ile alemdeki olaylara müdahalesi garipsenecek bir durum değildir.
KIYAMI UNUTTUK YA RAB! NAMAZI BATIL EYLEDİK.

Çevrimdışı koginka

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 10
  • Puan 5
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #17 : 30 Mayıs 2011, 14:44:04 »
selamun aleykum, mevlanadan bu nat-i aliyi foruma koydugunuz icin allah razi olsun, birinci imami kendi diliyle anlatmak en mukemmel sekli oldugunu söyleyerek 'ben aranizdayken bana istediginizi sorun' sözüyle baslamak isterim,

basta qum u ask hocamizin aciklamalarindan oturu tesekkur ederim, benim icin cok aydinlatici idi, benim sormak istedigim birinci imam ile peygamberin yaratildigi nur ile ilgilidir, bir nefisten yaratilmislar ama diger oniki masum da acaba ayni nurdan (nefisten) mi yaratilmis? eger sadece birinci imam ile peygamber icin söz konusu ise diger masumlar zaman acisindan sonra mi yaratilmislar?

son olarak; bana göre masumlari anlatan sanki iki ekol var, bir ekol birinci imamin hayber kalesi fethini canlandiran internette baktigim filminde kale kapisini yerinden sókerek degil de cok agir bir agac parcasini (zeki) bir sekilde kullanarak acik kalmasini saglamaktir ki bu vesileyle imamin fiillerinin mantiki tarafini göstermis oluyorlar, öbur tarafta ise alimlerimizden duydugumuz kapiyi sökme olayiyla keramet tarafini vurgulamis oluyorlar...
(ayni sekilde askin velayeti filminde cok meshur olan sekizinci imamin ahuya olan merhameti gösterilmemesi)

acaba bu bir yorum farki mi? bu soruyu birine sordugumda keramet (ve mevlananin bu siiri) gelisme yönunden daha 'toy' olan islami ögrenenlere veya sialikla yeni tanisanlara agir gelir diye bilincli sekilde sonraya birakilir, yorumuydu....
sizin bu konuda yorumunuz ne acaba? imamlari tarihte oldugu gibi mi anlatmali yoksa adim adimmi?
(bir hadise göre 'bizim hadislerimizinde muhkemi ve mutesabihi vardir')

allah razi olsun

Çevrimdışı Qom u aşk

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 12.227
  • Puan 172
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #18 : 30 Mayıs 2011, 17:35:59 »
"birinci imam ile peygamberin yaratildigi nur ile ilgilidir, bir nefisten yaratilmislar ama diger oniki masum da acaba ayni nurdan (nefisten) mi yaratilmis? eger sadece birinci imam ile peygamber icin söz konusu ise diger masumlar zaman acisindan sonra mi yaratilmislar?"

Peygamberimiz s.a.a. ile Ali a.s.'ın bitişik haldeki nurları, tertemiz kaplar olan Peygamber ve salilerin bedenlerinde en iyi şekilde saklandılar ve emanet olarak tutuldular. Emanet saklanırken elbette o emaneti saklayana da faydası olur.

Bu iki nur Abdulmuttalipte ikiye ayrılınca tam olarak kendilerini ifade edecek beden, akıl irade vs dünyevi araçlarla buluştular. Aleme bu nefislerden ışıdılar. Alemi en ücra köşesine kadar adli ilahi ile donatacak sistemin temelini birlikte attılar. Sonrasında bu nurlar Ali a.s. evlatlarında bir araya gelerek yine eski hallerine dönüştüler. bunlarda emanet değillerdi elbette. Çünkü artık bu nurların var oluş nedenleri olan son nübüvvet binası dikilmişti dimdik ayakta idi bu binanın onca Emevi ve Abbasi gibi dünya üzerinde hiç emsali görülmemiş ve asla da görülmeyecek zulüm ve fitne tufanına karşı ancak bu nurun ışıdığı mübarek İmamların bedenleri iradeleri akılları vs.lerde neşvu nema bulabilirdi temsil edilebilirdi.

ve nihayetinde bu nur İmamı Zaman a.f. ile zirve yapıp varlık nedenine Peygamberimiz s.a.a. ve Ali a.s. temelini attığı bu binanın her yere hükümdar olmasıyla hedefine ulaşacaktır.

bunda şaşılacak ya da anlaşılmayacak bir şey yoktur. nuru bir zat gibi kullanılan ve biten bir şey şeklinde düşünmemek lazım. örneğin bunu daha iyi anlayabilmek için elektirik örneği üzerinde duralım

Elektrik görünmeyen bir enerjidir. taşınmasına uygun kablolarla iletilir. (Nur'un tertemiz kaplardan Abdulmuttalibe kadar nakli) Sonra bir yerde kendisine bağlanan aletlere göre işlev görür. şayet bir ışıtıcıya takılmışsa ışık verir elektrik, yok ısıtıcıya takılmışsa ısıya dönüşerek etrafı ısıtır yok eğer döndürücüye takılmışsa o zaman da pervaneyi tekerleği döndürerek... Nur Abdulmuttalibe gelene kadar emanet sahiplerinin işine elbette yaramıştır. Örneğin Adem a.s.'ın tevbe için aldığı kelimeler bu nurdan bir parça istifadesidir. yine Mesnevi'nin belirttiği Nat-ı Ali (a.s.)da geçtiği olaylar bu nurla ya Peygamberlerin mübarek vücutları kullanılarak ya da onları taşan durumlarda direkt nur'un eylemleriyle meydana gelmişlerdir.

Peygamberimiz s.a.a. ve Ali a.s. ile bu Nur'un artık varlık aleminde bir daha yok olmamak üzere ya da hapsolunmamak üzere açığa çıktığını varlıklara müdahale dünyaya yön verme misyonu üstlendiğini görüyoruz. ki bunu da artık elektriğin takıldığı cihazın çalışması gibi düşünebiliriz. kim cihazlar hem kendisi çalışır hem de elektiriği ileterek bir sonraki ünitenin/cihazın çalışmasını sağlarlar. Bunun gibi 12 imam da bu nur ile dünyada hareket ettiler.

Elektriğe takılan cihazların ışık ısı hareket kabiliyeti olan cihazlar gibi çeşitlilik arzettiği gibi bu cihazların kaliteleri de söz konusudur. kimi klimalar 17bin btu iken kimileri ise  koca koca salonları soğutup ısıtabilecek kadar kat kat fazla kapasitededir. artık elektrik bu cihazların kapasitelerine göre tarafo/sigortalarda düşük voltajla bu cihazlara verilir.

bazı alimlerimiz hiç bir imamımızın terki evlada bulunmadığını söylemektedirler. biz onlara son derece saygı duymakla beraber, şahsi olarak farklı düşünüyoruz. nitekim bu konu itikat ya da amel konusu değildir. bu tür farklılıklar mezhebimize de şahsımıza da bir zarar getirmez. ve yine bu sayfada yazılan nat-ı Ali (a.s.)'ın sahih olup olmadığı da itikat ya da amel konus olmayıp bunlar inanılması şart olan açıklamalar olmaktan uzaktır. tamamen bizim şahsi görüşlerimizdir. bunu her defasında belirtiyoruz.

İmamların a.s. farklı olduğuna inanıyorum şahsen birbirlerinden fazilet farklarının olduğuna inanıyorum. tabi ben mektebin yeni bir bağlısı olarak.. Alimlerimiz daha iyi bilirler.

buna göre bu nur İmamların mübarek bedenleri, akıl ve iradelerinde kendisini değişik değişik gösterme imkanına sahiptir. En mükemmel, olduğu gibi gösterdiği mübarek bedenler Muhammed s.a.a ve Ali a.s.'ın mübarek nefislerinde idi. ki bunlar bu açıdan nübüvvet hariç eşittiler. Sonraki İmamlarda ise değişik değişik ifade imkanı buldu bu nur. Ancak hiç birinde kötü temsil edilmediği gibi bu temsiliyet, nurun emanet olarak bulunduğu kaplardan (Peygamberimizin ataları salih kul ve Peygamberlerden) daha üstün olarak ışıdı.. bu temsiliyet İmamı Zaman a.f. ile yine zirve yapmakta ve Peygamber s.a.a. ve Ali a.s. zamanındakinin hemen bir altında yer alacak konuma/fazilete ulaşmaktadır kanımızca.. Tabi en iyisini Allah bilir...
"SEN HER ZAMAN ZAYIF OLANDAN TARAFA OL, ÇÜNKÜ HAK ONUNLADIR" İmam Ali a.s.

Çevrimdışı faramirofgondor

  • Katılımcı
  • *
  • İleti: 213
  • Puan 10
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #19 : 22 Nisan 2012, 15:01:04 »
Natı Ali, Mevlana'nın hangi kitabında geçiyor?
« Son Düzenleme: 22 Nisan 2012, 15:03:00 Gönderen: faramirofgondor »

Çevrimdışı sveydi

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 743
  • Puan 87
  • Cinsiyet: Bay
  • بَقِيَّةُ اللّهِ خَيْرٌ لَّكُمْ
    • aleviyyun.com
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #20 : 22 Nisan 2012, 16:05:49 »
Natı Ali, Mevlana'nın hangi kitabında geçiyor?

Natı Ali bölümü: Divan-ı Kebir’ den Seçme Şiirler c.1, s.3,4,5 – Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları – Şark İslam Klasikleri 15


Cihan var oldukça Ali var olur
Cihan var olurken de Ali vardı.
diye başlayan diğer nat: Divan-ı Kebir’ den Seçme Şiirler c.2, s.156-157  Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları – Şark İslam Klasikleri 15

من لم يكن علويا حين تنسبه        فما له في قديم الدهر مفتخر
أبو النواس

Nesebini (inancını) sorduğunda Alevi değilse, o kişinin Ahiret günü övüneceği hiçbir şeyi yoktur.
Ebu Nevves

Çevrimdışı faramirofgondor

  • Katılımcı
  • *
  • İleti: 213
  • Puan 10
Ynt: HZ.Mevlana'dan: Nat-ı ALİ
« Yanıtla #21 : 22 Nisan 2012, 17:17:04 »
Natı Ali bölümü: Divan-ı Kebir’ den Seçme Şiirler c.1, s.3,4,5 – Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları – Şark İslam Klasikleri 15


Cihan var oldukça Ali var olur
Cihan var olurken de Ali vardı.
diye başlayan diğer nat: Divan-ı Kebir’ den Seçme Şiirler c.2, s.156-157  Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları – Şark İslam Klasikleri 15

Peki Natı Ali Mesnevi'de de geçiyor mu? Divanı Kebir güvenilir bir kaynak mı?