Gönderen Konu: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf  (Okunma sayısı 7292 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« : 01 Şubat 2009, 23:51:31 »


(Bu paylaşımda Veysel Başçı'nın "İmam Humeyni'nin Mistik Şiirleri ve Tasavvuf Retoriği" başlıklı
araştırmasından yararlanılmıştır..)

Gazel ve Rubailer…

İmam Humeynî’nin şiirlerini birinci, ikinci ve üçüncü dönem şeklinde üç ayrı döneme ayırabiliriz.
Birinci dönem şiirleri, daha çok Horasan üslubu –sebk-i Horasan- ile söylenmiş kasideleri andırır.
“Hindi” mahlasını kullandığı İkinci dönem şiirleri ise İsfahan üslubuna –sebk-i İsfehani- yakın
şiirlerdir. Bu mahlasla yazdığı şiirler daha çok gençlik yıllarına ait şiirlerdir.
Aşağıda ki gazel örneğinde olduğu gibi;

Dost aşığı renginden bellidir

Kalpsiz oluşu dar gönlünden bellidir

Sözünü yumuşatmak olmaz ki;

Bu söz, taş kalbinden bellidir

Sulh kapısından dışarı gelmesin dost

Bugün artık savaşından bellidir

Meyzededir, kızıl yüzünden sordu

Sarhoşluk güzel gözlerinden bellidir

Dost bu gece âşıkların ardındadır

Ben demiyorum şöhretinden bellidir

Aşkının sırrı demesin «Hindi»

Ben ne yapayım ki renginden bellidir…
[1]


------------------------------
[1] —Divan-ı İmam, Mecmua-ı Eş’ar İmam Humeyni, Telikat; Ali Ekber Reşad,
Müessese-i Çap ve Neşr Uruç, (vabesteh be Müessese-i Tenzim ve
Neşr Asar-ı İmam Humeyni).




« Son Düzenleme: 21 Mart 2009, 16:40:56 Gönderen: adem_toprak »
Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #1 : 01 Şubat 2009, 23:56:00 »
Hindi mahlasını kullanmasının nedeni ise Büyükbabasının bir dönem Keşmir’de
kalmış olması ve babasının da burada yani Keşmir’de dünyaya gelmiş olması
hesabiyledir. Kendini bir taraftan Keşmirli gören İmam Humeynî,  bu mahlası
seçmiştir.  Fakat ileri ki yıllar da bu mahlas başına bayağı dert açmıştır.
Nitekim 4 Ağustos 1963 tarihli İran gazeteleri Humeyni’nin bir Hint ajanı
olduğunu yazarlar. [2] 1963 yılından vefatına kadar ki dönemi kapsayan
üçüncü dönem şiirleri ise Iraki üslubu –sebk-i İraki- ile yazılmış Hafızane
şiirlerdir. Bu dönemde en akıcı ve en lirik şiirlerini söylemiştir. Daha çok
pişmanlık, geçen ömre hayıflanma, dünya ve dünya makamını yermek için
söylediği beyitler özellikle gazellerinde göze çarpmaktadır.
Aşağıda ki gazel bunun örnekleri ile doludur;

Ömür sona erdi yârim kapıdan gelmedi

Kıssam sona erdi, hüzün, gam bitmedi

Ölüm kadehi elime uzatıldı, Şarap kadehi asla görmedim

Ömrümden yıllar geçti, dilberden bir lütuf gelmedi

Can bülbülü şu kafeste kanatsız düşmüş yatar

Oysa bu kafesi kıracak kişi asla gelmedi

Canan yüzünün âşıkları, cümlesi isimsiz, nişansızdır

Lakin meşhur olanlarından bir soran gelmedi

Aşk kervanı onu görmeye saf bağlamış beklemektedir

Ne diyeyim ki! Ne yazık o can perver maşuk gelmedi

Ölülere ruh bağışlayan, âşıkların canını alan

Cahilleri bu denli kendine meftun kılan «gerçek» gelmedi


-----------------------------
[2] — Arşiv-i Ruznamay-i İttilaat.13 Mordat 1341 (4 Ağustos 1963).


Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #2 : 02 Şubat 2009, 00:02:50 »
İmam Humeynî’nin özellikle gazelleri, irfan nosyonunun çağdaş bir kalemle
yaratılışının bariz örneklerinden birisini teşkil eder. İrfani enstrümanların
neredeyse tamamına yakınını kullanan İmam Humeynî, Sûfi veya tasavvuf
edebiyatının, şarap, bade, hırka, rind, mest, put, puthane, saki, harabat,
ben, zülüf gibi temsil ve rumuzlarının yanı sıra, vecd, hal, fena, hayret,
talep, aşk, tevhit, gibi seyr-i süluk makamatını da işler…

Aşağıda ki gazelde bunun örneklerini açıkça görüyoruz;


Ey saki! Kadehimi meyle doldur taşır

Ki ismi utancım olan havayı gönlümden aşır

O meyden dök kadehime ki gönlümü fena eylesin

Benliğimden söküp alsın aldatıcı varlığımı

O meyden dök kadehime ki gönlümü hür eylesin

Tüm ihtiyarımı eline alsın, batırsın makamımı

O meyden dök kadehime ki bu vakarsız rindler mahfilinde

Secdelerimi bir birine katsın, batıl eylesin kıyamımı

Gül yüzlülerin kutsal haremi meyhanede yok idin

Ki (oraya) her nereden girersem bir gül tutar yularımı

Kendinden bi haber pirlerin mahfiline gideyim

Belki canımdan söker atarlar şu efkâr-ı hamımı

Sen ey yokluk deryasının hızlı elçisi!

Vadinin sahibine ulaştır medh-i selamımı

Meyle bitirdim yokluk içindeki yokluk mektubumu

Pir-i mabede de ki; gör bu hüsn-ü hitamımı



Bir başka gazel de ise şöyle der;


Yüzüne âşık olmayan gönül, gönül değildir

Benine divane olmayan kişi, akıllı değildir

Gönül vermiş aşığın mestliği senin şarabındandır

Bu mestliğimden gayrı ömrüm faydalı değildir

Senin yüzünün aşkı bu çöllere attı beni

Ne yaparsın ki bu çöl sınırlı değildir

Kendinden geç! Eğer gönül vermiş âşık isen

Ki senle O’nun arasında «senden» gayrısı engel değildir

Aşk yolcusu isen hırkayı, seccadeyi bırak

Ki bu menzilde sana aşktan gayrısı yol değildir

Eğer gönül ehli isen sûfiliği, zahitliği bırak

Ki bu taifeden gayrısına bu mahfil yol değildir

Onun zülfünün kıvrımlarına tutunmalıyım

Ki divane-i âşık olana bundan gayrısı hâsıl değildir

Elimden tutarak bu riya hırkasından kurtar beni!

Ki bu hırkay-ı ruba cahilden gayrısına urba değildir

Ne ilim ne irfan harabatta kendine yol bulur

Zira âşıklar mekânı batıla yol değildir


devam edecek inş..


Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı behesti

  • Süper aktif üye
  • *
  • İleti: 510
  • Puan 23
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #3 : 02 Şubat 2009, 01:29:42 »
PAYLAŞIMLARINIZ İÇİN ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİM

Çevrimdışı Murtazaali

  • Murtazaali
  • Admin
  • *
  • İleti: 9.078
  • Puan 386
  • Cinsiyet: Bay
  • Akıllı dostla arkadaşlık yapmak, ruhun hayatıdır.
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #4 : 02 Şubat 2009, 06:59:35 »
Allah razı olsun Adem abi. Allah bu şiirleri anlamayı nasip etsin inş.

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #5 : 02 Şubat 2009, 11:58:15 »
PAYLAŞIMLARINIZ İÇİN ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİM

eyvallah kardeşim.
sizden de Allah razı olsun.


Allah razı olsun Adem abi. Allah bu şiirleri anlamayı nasip etsin inş.

Senden de Allah razı olsun Murtazaali kardeşim.
Duana yürekten amin diyor,İmam(r.a) ın sadece İnkılabi yönünün değil
irfani yönünün de dünya müslümanları tarafından yetrince anlaşılması gerektiğini
düşünüyorum.
muhabbetlerimle.
Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #6 : 02 Şubat 2009, 12:03:35 »


Bir diğer gazelinde ise maşuk’a (sevgiliye) seslenerek; vuslat-ı efsununa ram
olmak için ateşgede ve puthane menzilinden geçmesi ve Hakkın tecelligâhı
olan meyhanede soluklanması gerektiğini söyler. Bu geçiş süresinde ise aşığı
maşuktan gafil kılabilecek her şeyi tehlike olarak görür ve hedefinden (yani
maşukun vuslatından) başka bir şey düşünmez. Bir de (tarikat) yolunda biraz
olsun yol kat edince gurura kapılmaması gerektiğinin altını çizerek gurur
hastalığının ne kadar tehlikeli olduğuna işaret eder;


Özlem dolu bir gönülle sana doğru gelmek gerek

Bir şevk-i arzu ile puthaneden geçmek gerek

Pirimiz dedi ki; meyhaneden şifa ummalısınız

Her evden şifa ummaktan sakınmak gerek

Mah yüzünün karşısında durabilen varsa eğer;

Bi şek, şakk-ül kameri tansık etmek gerek

Pir-i meyhane  (biz) uşşağın yüzüne kapıyı açtıktan sonra

Fetih ve zafer arzusunu gütmek gerek

Gönül meyin neşvesinden ululuk taslamaya kalkarsa

Aman dikkat! Tehlike hissetmek gerek

Size dostun müjdesi! Eğer bir rind kadehi başa dikerse

Diğer badecilerin de o kadehten tatması gerek

Ateşgedeyi ararken kendinden geçmelisin;

(Zira) yârin cefasını sineye çekmek gerek...



Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #7 : 02 Şubat 2009, 17:07:26 »
İmam Humeynî’ye göre ilim, özellikle felsefe hakikate ulaşmak
yolunda salikin önündeki en büyük engellerden birisidir.
Âşık için ise gafletin ta kendisi;


Keşke bir gün dergâhında bir menzilim olaydı

Ki orda sevinç ve keder, gönül muradım olaydı

Keşke saçından bir tutam düğüm avuçta olaydı

Ki düğümün açılması, her ukdenin işkili olaydı

Dün gece ki gönül, hicranından kararmış idi

Senin yâdın o mahfillin yükselen ateşi idi

Dostlar mahmur, dostlar meyzede, kendinden geçmiş

Nasipsizler ise benim gibi cem’in ehl-i aklı olanları idi

Gönül ehli olanlara ilim, hicaptır hicap!

Hicaptan sıyrılıp hakka varansa sadece cahil idi

Âşık, şevkten fena deryasına doğru yüzüyor

Bi haber o kimse ki zulmethaneye sahil idi

İrfan havzasından aşka gelince bir de gördüm ki

Okuyup, duyduğum ne varsa topyekûn batıl idi…[3]

----------------

[3] —Ahzab Süresi 72. ayetine telmih eder.



« Son Düzenleme: 02 Şubat 2009, 17:09:04 Gönderen: adem_toprak »
Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #8 : 02 Şubat 2009, 17:12:44 »
Onun gazellerinde,  aşk ve aklın bitmek bilmeyen savaşına, aklın hakikate
ulaştıramayacak kadar gevşek ve zayıf yapısına yer yer vurgu yapılır.
Keza felsefenin çıkmazı onun nazarında “hicabı ekber” dir;

Korkarım ki felsefe ilimleri ile övünüp diğer ilimlere alenen saldıranlar

Bu “hicabı ekber” de oyalanırlar da kendilerini yaralarlar…



Bir başka yerde;


Istılah ve lafızdan ibaret olan ilim,

Hicap ve karanlıktan gayrı bir yere vardırmadı

Her ne kadar İlahi hikmettir desen de

Aşk kabesine giden yola bir an olsun salmadı…




Ayrı bir tek beytinde;


İbni Sina’ya de ki; Tur-i Sina’ya varamadı

(Zira) Eğinik burhan sahibi hayran olur dolanır
Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #9 : 02 Şubat 2009, 17:17:12 »
Aynı şekilde aşağıdaki gazelinde de felsefenin çaresizliğine atıfta
bulunarak, ilahi aşkın kişiye verdiği huzura değiniyor[4];


Gönlümüzde senin aşkından gayrısına yer yok

Toprağımız aşkınla yoğrulmuş, gayrısına yol yok

Ne İbni Sina’nın Şifası’nın ne de Esfar’ın [5]

Tüm o derin mevzularıyla bize bir yararı yok


--------------
[4] —Burada şunu belirtmekte yarar var ki; İmam Humeynî felsefeye karşı değil,
bilakis ömrünün sonuna kadar felsefe okumuş ve felsefik eserler yazmış birisidir.
Onun vurgulamak istediği “felsefenin kişiyi gerçek huzura kavuşturamayacağı”
noktasıdır.

[5] —Esfar: El-hikmet-ül mütealiye fi esfaril erbaa adlı Sadr-ül Mütellihin Muhammed
Şirazi’nin (Molla Sadra)  dört ana bölümden oluşan meşhur felsefi eseridir.


« Son Düzenleme: 04 Şubat 2009, 10:55:41 Gönderen: adem_toprak »
Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #10 : 02 Şubat 2009, 17:19:38 »
Felsefe ve aklın, hakikatin künhüne erişemeyeceğini belirttiği gibi
İrfandan dem vuranların da laf kalabalığı yaptığını öne sürerek bir
rubaisinde şöyle der;

Dudu kuşu olmuşsun da irfandan mı söz edersin?

A karınca seni! Tahtı Süleyman’dan mı söz edersin?

Ferhat’ı göremeden Şirin kesildin başımıza!

Yasir olamamışken, Selman’dan mı söz edersin?…



Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #11 : 03 Şubat 2009, 17:21:07 »
İmam Humeynî’ye göre eşyanın hakikatini ancak ilahi aşkın harareti
içerisinde kavrulmuş, her zerresini hakkın sevgisi ile yoğurmuş, akıl
ve düşüncesini aşktan gayrı her türlü meşgaleden temizlemiş kişi
görebilir.  Yine ona göre İlahi muhabbet, düştüğü yeri yakıp kül eden
bir ateştir. İlahi aşkın ateşinden mahrum kalmak ise dertten ve elemden
başka bir şey değildir;


Hüsn-ü ânından cana nur düştü, yok eyledi canı

Cana düşen aşk, derman eyledi her çile-i gamı

Süzgün bakışları aşığın canında bir ateştir uyandırır

Sanki Musa-i İmran’a görünen o mutlak-ı tecelli anı…



Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı Fuzuli

  • Süper
  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 3.099
  • Puan 85
  • Yoluna canım kurban ey İmam!
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #12 : 03 Şubat 2009, 17:23:09 »
ALLAH RAZI OLSUN 

EMEĞİNİZE SAĞLIK İNŞALLAH
Derdin kendindedir bilmiyorsun, derman yine sendedir görmüyorsun, içine koca bir alem yerleştirilmiş; sen hala kendini küçük bir şey zannediyorsun. / Hz. Ali (as)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #13 : 04 Şubat 2009, 10:49:55 »
ALLAH RAZI OLSUN 

EMEĞİNİZE SAĞLIK İNŞALLAH

Amin..inş.
sizden de Allah razı olsun MÜDDESSİR kardeşim.
Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı mikdat bin esved

  • Admin
  • *
  • İleti: 3.708
  • Puan 600
  • Cinsiyet: Bay
  • her gün aşura,heryer Kerbela
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #14 : 04 Şubat 2009, 10:54:45 »
Allah razı olsun adem toprak kardeşim zevkle takip ediyoruz
'' Gönülleriniz bir olmadıktan sonra sayıca çok olmanızın bir anlamı yoktur''
İmam Ali (a.s)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #15 : 04 Şubat 2009, 10:59:51 »
Eyvallah mikdat kardeşim.
Sizden de Allah razı olsun.
Ben de böyle bir irfan deryasını okumaktan ve kardeşlerimle paylaşmaktan
tatlı bir heyecan ve mutluluk duyuyorum...
kalbii muhabbetlerimle..
Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #16 : 04 Şubat 2009, 11:05:38 »
İmam Humeyni kelimenin tam anlamıyla bir ahlak yorumcusu olmasa da Sadi,
onu az ve özlü sözleri ile büyük hakikatleri ifade edebilme kudretinin yanı sıra,
ahlakçılığı ile de cezp etmiştir. Sadi’nin gazellerine yaptığı nazireler hariç bazı
manzumelerinde bir Sad’i yorumcusu olmaktan çok bir ‘Sadi-Sever’  olarak
karşımıza çıkıyor;


Şair eğer Sadi ise, bizim dokumalar oyun sayılır. [6]


Şiirlerinde her yönüyle tasavvufi bir heyecanın hissedildiği İmam Humeynî,
vahdet-i vücut anlayışına ömrünün sonuna kadar sadık kalmış
, deniz ile dalga,
ağaç ile yaprak ilişkisi şeklinde betimlediği bu hekaık-i ulviye’ye Şeyh’ül Ekber
İbni Arabî’nin teorize ettiği şekliyle ve Şehid’ül Ekber Hallac-ı Mansur’un yaşadığı
haliyle bakmıştır. Fikren ferş-i seradan arşı süreyya’ya çıkarak, kâinatı arkasında
bırakıp nazarını melekuti ala’ya diken, istigrakî bir surette kâinatı ma'dum sayıp
her şeyi doğrudan doğruya iman kuvveti ile Vahidi Ehad’den görebilen bir bakış
açısıdır onunkisi. Ona göre bütün varlık âlemi bir seyr-i nüzuli ile bir seyr-i suudidir.
Yani “İnnelillah ve inne ileyhi raciun” ayetinin açılımıdır. Yani Hallacın “Enel hak”
sözündeki “Ene’ zamirini enaniyet olarak algılayacak kadar derin bir bakış
açısıdır bu; 


Darağacına giderken  “enel hak” feryadı da neyin nesi!

Sen hakkı talep et! Bu “ene” bu “enaniyet” de neyin nesi!


------------------------
[6] —Bu ıstılah bugün İran’da, güç yetirilemeyen yerlerde kullanılan yaygın
bir deyim olmuştur. Buradaki dokumalardan kasıt ise şairin kendi şiirleridir.



 

Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #17 : 04 Şubat 2009, 11:08:51 »
İmam Humeynî’ye göre enaniyet ve bencillik insanı hangi makamda olursa
olsun aşağılara –esfele-safiline- çekmeye yetecek kadar tehlikeli ve hayvani
bir haslettir. Ona göre bu haslet sadece mestlerde ve ilahi aşkın girdabında
boğulanlarda yoktur.  Pozitivizmin hakikat algılayışını hiçbir şekilde uygun
bulmayan ve bunları gerçek vuslata nail olmanın en büyük handikabı gören
İmam Humeynî’ye göre sadece mestlerin halvetinde “egoizmin” izine rastlanmaz.
Tüm ömrünü medrese ve ders halkalarında geçirmiş birisinin medreseyi de
dersleri de hakka kavuşmak için engel görüyor olması ve bu duruma hayıflanması
şairin şiirlerindeki diyalektik mantığına verilebilecek en güzel örnektir;


Derviş halkasında bir sefa göremedik

Mabette ondan bir nida duyamadık

Medrese de dosttan bir kitap okumadık

Minarede yardan bir seda duyamadık

Kitaplar içerisinde bir tek hicap yırtamadık

Sahifeler dersinde bir yere varamadık

Puthane de bir ömür heba ile geçirdik

Lakin dostun şu “benliğine” derman olamadık

Cümle akıl ve akılcılıktır bu “biz” ve “benlik”

Mestlerin halvetinde ne “benlik” var ne “bizlik”
Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #18 : 04 Şubat 2009, 11:11:59 »
Bir başka gazelinde ise nefs-i emmarenin nişanelerinden olan muktesitliği
–cimriliği- yererek, her zaman ki Hafızane pişmanlığını konuşturuyor ve
maksad-ı kabe dediği tarikat yoluna vurgu yaparak İslam İrfanındaki
makamatı birer köprüye benzetiyor, hakeza beden denen kafesi
yaramamaktan şikâyet ediyor ve kuşlara benzettiği ariflere gıpta ederek
şöyle diyor;


Her nereye gittiysem, senden bir ses işitemedim

Puttan, Puthaneden gayrı bir eser göremedim

Afak senin yaygaranla dolup taşmış,

Asla şu sağır kulağımla bir sese varamadım

Dünya baştanbaşa bir hayat denizi

Miskin bende bu coşkun dalgalardan bir damla tadamadım

Dostlar maksadı kâbe’ye doğru çoktan gittiler

Nur kervanının (ardından)  yola bile çıkamadım

Onlar bu yıpranmış hırkayı bırakıp gittiler

Ben ise şad-u şadan bu hırkaya sıvandım

Gönül sahibi âşık olup bu köprüyü geçti

Ben ise yine köprüye sırtımı çevirdim (ve)

Koşa, koşa muktesitliğin ardına koyuldum

Kuşların hepsi kafesleri yarıp uçtular

Ben ise kafeste oturmuş üzerime teller dokudum

Ya Rab! Acaba dostların cemi’inde bu

Kokuşmuş yuvadan uçtuğum günü görebilecek miyim?



...
devam edecek inş...
Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #19 : 05 Şubat 2009, 17:06:33 »
İmam Humeynî şiirlerinde başında ki sarığa aldırış etmeden
ehli sarığı yerecek kadar cesurdur;


Gönül dostum sen puthaneden bir kapı arala!

Zira burada hakka yüzümü dönerim

Eğer beni pirimuğan’a[7] havale edersen

Ayakla değil tüm varlığımla giderim

Yıllarca ehl-i sarığın safında bulunan ben

Cananı bulmuş iken korkarım ki tekrar hata ederim


--------------------
[7] —Pirimuğan: Muğanların piri, yaşlısı anlamına gelir. Muğ ateşe
tapanların rahiplerine denir. Muğan ise bu kelimenin çoğuludur. Klasik
edebiyatta şarap ateşe benzetildiğinden, meyhane de ateşkedeye yani
ateşperestlerin ateş yaktıkları mihraba benzetilmiştir. Meyhaneci de
Pirimuğana benzetilir. Pirimuğan tasavvuf edebiyatında mecazen mürşidi
temsil eder. Meyhane ise hakkın tecelli ettiği yerdir. Pirimuğan tabirini
klasik edebiyatta en çok kullanan şair Hafız-ı Şirazi, bir diğer müstear
adıyla Hacuy-i Şirazidir.


Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #20 : 05 Şubat 2009, 17:15:07 »
Onun bazı şiirlerinde halk edebiyatımızla dikey bir benzerlik bile
görmek mümkündür. Mesela Pir Sultan Abdal’ın aşağıda ki dervişlik
tanımı ile İmam Humeynî’nin dervişlik tanımı neredeyse aynı.
İkisi de zahirciliğe karşı, ikisi de kalbi şuhudun hırkayla, tespihle
mümkün olamayacağını belirtiyor.

Pir Sultan Abdal;


Dervişlik dedikleri hırka ile taç değil

Gönlü derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil

Bir kez gönül kırdın ise bu kıldığın namaz değil

Yetmiş iki millet dahi elin, yüzün yumaz değil


Derken, İmam Humeynî bir gazelin de bakın ne diyor;


Her iki cihana gönül vermeyendir derviş

Açık gizli olandan alenen geçendir derviş

Hırka ile hangah[8] rindlerin[9] mezhebinde olmaz

Bu her ikisinden geçebilendir derviş

Başında külah olan derviş sanmasın kendini

Külahtan, taçtan geçip, cana gelendir derviş

Zikir halkası kurma!  zakir yârin ta kendisidir

Ki zakiri ayanen tanıyabilendir derviş

Dostların ceminde dervişliği dillendiren

Hakikatte, vird-i zeban ile olmadı derviş

Hevay-ı nefsi ile derviş olan sûfi 

Kendi himmetinin kuludur, onun neresi derviş?



Hakeza;


Cennetten, köşklerden, hurilerden söz etme bana

Dostun yüzünden gayrı bakacak taraf yok bana



Derken de Yunus’un şu unutulmaz beytini hatırlatır;


Cennet cennet dedikleri

Birkaç köşkle birkaç Huri

İsteyene ver onları

Bana seni gerek seni…


----------------------
[8] —Hangah: Sözlük anlamı Allah rızası için misafirlere, fakir,
derviş ve talebe-i uluma yemek verilen ve barınmalarını sağlayan yerdir.
Tasavvufta ise zikr yapılan kutsal mekân anlamına gelir ve harabat
kelimesi ile aynı yerlerde kullanılır. Fakat kimi mutasavvıflar hangah
türü mekânları riya ve müzevirlik yapma yeri olarak tanımlamışlardır.

[9] —Rind: Klasik edebiyatta iki anlama gelir; Birincisi arif, ikincisi
lakayt. Hafız daha çok arif anlamında kullanır. Hayyam ise lakayt anlamında.
 Burada arif anlamında kullanılmıştır.

Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #21 : 06 Şubat 2009, 21:51:47 »
Mehdeviyet düşüncesi veya Mehdiye olan iradet, İmam Humeynî’nin
şiirlerine yansımış en belirgin özelliklerden bir diğeridir. Kırk dört beyitlik
bir kasidesinde İmam Mehdi’yi metheder. Bunun yanı sıra birçok
gazelinde “sen” , “yar”  veya “dost” dediği kişi İmam Mehdi’dir.
Aşağıda ki gazelde bunun izlerini görebiliyoruz;


Dudağında ki bene ey dost! Giriftar oldum

Hasta gözlerini gördüm de hasta oldum

Kendimden geçtim “enel-hak” kösünü dövdüm

Mansur misali darağacına talip oldum

Sevgilinin kederi, canıma çakın düşürdü

İrkildim cana geldim, pazara şöhret oldum

Meyhane kapısını açık tutun yüzüme gündüz gece

Ki ben mescit ve medreseden bizar oldum

Zühd, riya postundan sıyrıldım, köhne hırkaya büründüm

Ki bu harabat hırkasıyla sak-ı seferber oldum

Şehrin vaizi öğütleriyle yaraladı beni

Rind-i sakinin elinden içmeye mededkâr oldum

Bırakında söz edeyim şu puthaneden

Meyhane putunun eliyle ben (gaflet) uykumdan oldum[10]



Can-ı Cihan yani “yeryüzünün asli rüknü” olarak gördüğü İmam Mehdi’yi [11]
ima eden bir başka gazelinde ise şöyle diyor;


Sana gönül bağladım, senden gayrısı yok bana

Senden gayrı ey can-ı cihan! Feryadıma koşan yok bana

Suretinin aşığıyım ey eşsiz benzersiz gül!

Yemin olsun Allah’a ki, senden gayrı heves yok bana

Seninleyim senden bir an olsun ayrı düşmedim

Ne yapabilirim ki; kafile çanı çalacak[12] yok bana

Üzerinde ki perdeleri kaldır! Yeminler olsun sana ki;

Yüzünü görmekten gayrı bir istek, arzu yok bana

Eğer yok isen gideyim ey hovarda ki hicaplı!

Kutsallık sinek kanadı gibidir, hiçbir değeri yok bana

Cennetten, köşklerden, hurilerden bana söz etme

Dostun yüzünden gayrı bakacak taraf yok bana…


------------------
[10]— Hasta gözler adlı bu gazel, İmam Humeynî’nin ölümünden hemen sonra
yayınlanmış en ünlü gazellerinden birisidir. Şii rivayetlerine göre Hz. Mehdi’nin
dudağı üzerinde bir ben vardır. Gazelin ilk beytinde geçen “benine giriftar oldum”
tabiri ile Hz.Mehdi’ye gönderme yapılmıştır.
[11] —Şii inançlarına göre “yeryüzü Allah’ın hüccetinden yani Peygamber’den
veya Masum İmam’dan boş kalamaz. Kalırsa gök ve yer bir birine kavuşur.
Gök ve yerin birbirine kavuşmasını engelleyen şey imamın varlığıdır. Eğer o olmazsa
kıyamet kopar. Burada can-ı cihan ‘dan dan kasıt şairin dünyanın idame-i hayatına
müsebbip gördüğü İmam Mehdi’dir.
[12] —Kafile çanı: Eskiden kervanla yolculuk edenleri uyandırmak için kullanılan ters
koni şeklinde ki küçük tokmaklı bir çan çeşididir. Beytteki kafile çanı çalmak ise
mutlak olarak uyarıcı ve Hakkın Kahhar ve Celal sıfatlarıyla hitap etmesi anlamına geliyor.

« Son Düzenleme: 06 Şubat 2009, 21:57:57 Gönderen: adem_toprak »
Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #22 : 06 Şubat 2009, 21:57:27 »
İmam Humeynî birçok şiirini özellikle rubailerini gelini Fatıma Tabatabai’nin
ısrarları üzerine söylemiştir. Bazı rubailerinde gelinine “Fati” mahlâsı ile
hitap ettiği ve direkt ona seslendiği görülmektedir. Hem gelini hem de
öğrencisi olan Tabatabai’ye hitaben yazdığı veya kendisinin söyleyip de
gelininin not aldığı nasihat içerikli rubailerine birkaç örnek verecek olursak;


Fati! Dosta doğru seyahat etmen gerek

Kendin, kendiliğinden geçmen gerek

Varlığının kokusunu sana getiren her marifet

Yoluna çıkan bir zebelladır, korkup kaçınman gerek


Bir başka rubaide ise gelininin kendisinden şiir söylemesini isteğini şu
beyitler ile betimler;

Fati benden irfani bir name istedi

Basit bir karıncadan tahtı Süleyman istedi

Sanki  «ma arefnake»[13] yi işitmemiş o dem ki,

Cebrail ondan Rahmani bir nefes istedi


-------------------
[13] —Ma arefneke hakke ma’rifetik (kimse beni layıkıyla tanıyamaz)
Kudsi hadisine telmih eder
Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #23 : 06 Şubat 2009, 22:11:24 »
İmam Humeynî bazı gazellerinde kimi klasik şairlerin şiirlerine
nazire yapmıştır. Nazire yaptığı şairler arasında Hafız, Mevlana,
Sadi, Feyyaz-ı Lahici, Hatıf İsfehani ve Evhadüddin-i Kirmani gibi
şairler gelir.
Mesela aşağıdaki beyit, Hafız divanının ilk beytine aynı vezin,
redif ve kafiye uygulanmak suretiyle nazire edilmiş bir beyittir.


Ey saki! Gönül hasretini söküp at yüreklerden

Ki kadehin, müşküllerin esrarına bir çare bulamadı.   



Rubailerde Şeyh-i Şuyûh-ı Rum Evhadüddin-i Kirmani ile adeta yarışır.
Kirmani’nin aşağıda ki rubaisine;


Beş altı kişi hayatı oyun bilir

Onu kısa veya uzun bir ölçü bilir

Marifet pınarından o kişi su içer ki,

İbranice, Türkçe ve Arapça bilir



Şu şekilde cevap verir (nazire yapar);


Üç kişi hayata gönül verir

Onu sonu gelmez bir eğlence bilir

Hakikat yoluna bir kere giren

Ne felsefe, ne hadis, ne fıkıh bilir…




 


Hz. Mevlana’nın Divanı Kebir’de ki;


O gül yüzlü Yusuf geldi

O İsa-i zamane geldi



Beyitleri ile başlayan gazeline ise şöyle nazire yapar;


Sus! Söz söyleme yar geldi

Misk-i amber perçemli  geldi

Kapıyı açtı, nikabı attı

Hicapsız bakın, Nigar geldi

O tekti, kimse yoktu yanında

Yekta idi, mahzun halde geldi

Oturdu, kapıyı namahreme kapadı

Sanki yar-ı garın peşine geldi

İmsalsiz cemaline mahv olacakken,

Cilve-i nur gibi kenardan geldi

Hicabı kaldırdı attı ortadan

O an ki, kadehleri dizmeye geldi

Leyle-tül kadr sabahı olunca,

Güneş gibi aleni benizle geldi

Bırak elinden çırağı, sabah oldu

Ol şems-i cihanmedar geldi

Kaldır defteri, bırak kalemi

Sus! Söz söyleme yar geldi



Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)

Çevrimdışı adem_toprak

  • Deneyimli
  • *
  • İleti: 647
  • Puan 71
Ynt: İmam Humeyni'nin şiirlerinde irfan ve tasavvuf
« Yanıtla #24 : 21 Mart 2009, 16:40:16 »
Kasideler…

İmam Humeynî’nin sadece üç tane kasidesi vardır. Bunlardan 44 beyitlik olanı
Hz. Mehdi’nin na’tıdır. 45 beyitlik olanı Hz. Zehra ve Hz. Masume’nin methiyesi,
47 beyitlik olanı ise baharın vasfı ile başlayan ve intizarın sevabı ile biten karışık
bir kasidedir. Gazellerinde ki heyecan ve coşkuyu kasidelerinde göremiyoruz ne yazık ki.
Fakat doğayı anlatmada ki doyumsuz tarifi dudak büktüren cinstendir.
Bir bahar sahnesini anlatırken, doğa şairlerinden az kalır yanı olmadığını gözler önüne
seriyor. Hatta bir bahar manzarasını klasik doğa şairi olan Menüçehr Demğani’den çok
daha güzel yorumladığını söyleyebiliriz;


Bahar gelmiş bostan olmuş kıskanır Firdevsi-i âla

Çimende güller açmış, nazlı yârin benzi gibi

Esmiş canfeza yeller, toprağa hayat vermiş

Bulutlar katre düşürür, beyaz inciler gibi

Çimenler ipek atlası andırır erguvan ve yaseminle

Papatyalar güller açmış, etraf Çin atlası gibi

Şimdi her lahza hoş kokular yayılır canfezadır, canfeza!

Gelincikle lale her dem, rayiha-yı amber gibi

Başaklarla nergislerden cihan olmuş aynen cinan

Yaban güllerinden zemin bir Ravza-i cennet gibi

Bağ-ı ireminkini geçti bostanda açan lalelerin sayısı

Gülistan şebnemin feyzinden, nigeristan-ı Çin gibi

Kumru, keklik ve bülbül şakıyorlar hazin hazin

Serçe, çuğur, çik çik öter gerçek çengin sesi gibi…

Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra-53)